18 Kasım 2018 Pazar

4



Arabanın dikiz aynasından onun şaşkın hareketlerini izliyor.
C’yi görmeyeli ne kadar olmuştu hatırlamıyordu, bir önemi de yoktu. İşte karşısındaydı, orada o yolun kenarında, belki de onca zamandan sonra onu yönlendiren anılarla orada inmiş olmalıydı. İşe beraber gittikleri bir zamanı hatırlıyor, C’nin güneşin doğuşundan etkilenişi, anıların bir anda canlanışı geçmişin korkutucu ve hayranlık uyandırıcı bir yanı. Elbette zihin de güzel üretiyor bu kurguları, basitten karmaşığa ve karmaşıktan basite binlerce kurguyu, gerçekliğe ince bir dokunuşla işleyerek. Ne yazık ki hiçbiri gerçek değil. Güneşin göğsünü gere gere doğduğu ancak iliklerinize kadar donacağınızı hayal edemeyeceğiniz bir kış gününün sıcak geçeceğini düşünmek kadar geçici ve yanıltıcı hepsi. Bir sigara yaktı, derin bir nefes çekti, dumanı üflerken azıcık uzakta olan ve şaşkın bir şekilde bir o yana bir bu yana hareket eden adamı izlemeye devam etti. Niye durmuştu ki zaten? Geçip gidebilirdi ve her zamanki gibi masasında, onu bekleyen işlerle, sabah kahvaltısı niyetine aldığı kahve ile başlayabilirdi.  Rutininden çıkmanın, düzeni aksatmanın ne faydası vardı ki hem de geçmişten gelen bir hayalet için? Güneş yükseliyordu, onu fark etmiş miydi, daha doğrusu tanımış mıydı? Arabaya bindikten sonra garip bir şekilde yüzüne pek bakmaması, sanki onu hiç tanımamış olması gerçekten beklenmedik bir şeydi. İnsanların acılara, hüzne veya kedere verdikleri tepkiler değişkendi, bazı insanların travmatik bir şekilde her şeyi sildiğini okumuştu bir yerde. Yine de böyle bir “travmaya” neden olabilecek şeyin yoğun, ağır olması gerekiyordu teoride. İkisi arasındaki ilişkide travmayı kendisi yaşamıştı, onca zamana ve plana ve de duygulara rağmen yürümemişti. Büyük bir yıkım içinde bulmuştu kendini, uzun bir yolculuk yapmış ve geri döndüğünden beri hayatının yönünü bir hayli değiştirmişti. Hayır, bu işte bir bit yeniği var diyordu içinden bir ses. Başını sürekli belaya sokan, belaya sokmasa da hiç de hayırlı olaylara ve sonuçlara vesile olmayan bu hissi dinlemeyi bırakalı çok olmuştu ama bu sefer söz geçirememişti. Her seferinde vermek zorunda olduğu bu savaşı, kaybetmek istemişti. Belki de onu gördüğü içindi bu, belki de bir sebebi yoktu, olmasına da gerek yoktu. Sigarası bitmişti, aynaya baktı. Nereye gitmişti bu şimdi. Tanrım, düşüncelere böyle derin dalmasına ne gerek vardı şimdi, arabayı çalıştırdı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder