16 Ağustos 2016 Salı

Fantastiş

Sessiz.
Eve girdiği her seferinde içindeki umut kırılıyordu.
Bir merhaba bile diyeni yoktu.  İş-ev arasında gidip gelmekle sınırlı yaşamı onun yaşam dolu parçalarını delik deşik bırakıyordu.  Eve gelirken markete uğrayıp her zamanki birasını almıştı iyiki.
Saat 12’yi geçiyordu.  Bilgisayarının başına kuruldu tek koltuklu salonunda.  Hindistan cevizli gofret üreten bir fabrikada gıda mühendisiydi. -Niye ya da neden yaptığını bilmediği bir işti açıkçası.-
Önemli olan tek şey parasıydı ve o da gerçekten iyiydi.
-Neyse bilgisayara bakıyordu değil mi? –
Etrafta yeni açılmış mekânların sitelerine bakıyor, içinde oluşan kıpırtısızlığı bozacak bir şey arıyordu kendince. Belki birayı çok kaçırmıştı belki de kafası tam zamanında çalışmaya başlamıştı ki akvaryumuna baktı.
Kirli, yeşil akvaryumunda iki japon balığı yaşıyordu. Hayatındaki son kişiden kalmış bir şeyler işte.
Önemsiz diye düşündü. Bilgisayarını koltuğa bırakıp yatak odasına doğru yürümeye başlamıştı ki su sesini duydu. Arkasını döndüğünde balık yerdeydi. Yeşilliklerden dolayı çoktan öldüğünü düşünüyordu oysa. Balığa baktı, açıkçası eziyet gibi sürdürdüğü yaşamını bitirmeli miyim yoksa suyunu da temizleyerek hapis olduğu yaşamına tekrar mı döndürmeliyim diye düşündü.
Neyse dedi ölmesin zavallı diye uzanırken, balık kafasını son bir çabayla doğrulttu ve ona;- seni hiç anlayamadım dedi.
Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi. Balığa tekme atmayı, ondan uzaklaşmayı düşündü sonra bir saniye be abicim diyen aklı ortaya çıktı bir bardak su getir de ölmesin şu değişik dedi.
İçeri koştu, bir bardak suyla koşa koşa geldi.
Balığın kıpırdanışları azalmıştı ki suyla beraber kendine geldi.
Balığı çalışma masasının ucuna koydu. Meraklı gözlerle ona baktı.
Bu muydu benimle konuşan yoksa ben mi kafayı yedim.  Son zamanlarda buna benzer bir şey olsa mantıklı olabilirdi 2.tezi ama olmamıştı.
Balığa baktı;-Nesin sen dedi?
Balıktan yanıt gelmedi. Kafası çok karışmıştı. İçeri gidip dolaptan bir bira daha aldı. Bunda bir şey mi var ki dedi. Her zaman içtiği içki, her şeyini bildiği yiyecekler. Hayır, bu kadar basit olamazdı.
Mantıklı bir açıklama düşünüyordu ama karşısında balık vardı, sadece bir japon balığı.
Bilgisayarını açıp internette dolandı belki birkaç bilgi kırıntısı bulurum diye ama bir şey yoktu koyduğumun internetinde. İnsanoğlunun bilgi birikimi diye adlandırdığı saçmalıklara sövüp bilgisayarını kapattı.
O sırada bardağın kayışını gördü ve son anda tuttu.

Balık korkmuş bir insan gibi köşeye sinmişti.
İnsanların rüyasında göremeyeceği bir şey karşısındaydı ve o ne yapacağını bilemiyordu.
Balığa tekrar sordu:-Nesin sen?
Balık, gözlerini kaydırdı ve ona :-Benim ne olduğumu boş ver. Sen nesin?
Beklenmeyen soru karşısında şaşkın değildi ama bu nasıl soru be, ne sanıyor bu kendini diye söylendi sessizce. Niye cevap vermiyorsun oyalama beni. Masa o kadar tekin değil sonuçta dedi.
Balığa karşı böyle davranmak saçmaydı ama izlediği dedektif-polisiye saçmalarından aklında bu kalmıştı.
Balık bardakta dolandı dolandı ve en sonunda üst tarafa yaklaşıp ben senin hayal gücünüm tabi ki de aptal dedi.  Bunu söyleyip ağzı açık bir şekilde ona bakmıştı.
Hasiktir lan oradan diye bağırdı. Hayal gücüymüş güldürme beni.  Neyi saklamaya çalışıyor ki bu ya da neyi saklayabileceğini düşünüyor diye düşündü. Bardaktan biraz su dökmeye karar verdi.
İllaki yola gelecekti. Kaybedeceği bir şey yoktu sonuçta. Bardağı alıp mutfağa giderken balığın istifini bozmadığını gördü. Suyu biraz döktü. Balığa aynı şeyleri sordu balık tınlamadı onu.
Biraz daha döktü suyu. Balık hala bakmıyordu yukarı.
En sonda sadece balığın birkaç saat yaşayabileceği noktada durdu. Vazgeçmişti bundan, daha etkili bir yol bulmalıydı. Çöpün oradaki kediler geldi aklına. Bak düşününce ne güzel buluyorsun dedi aklına.
Üzerine bir hırka geçirip çıktı dışarı. Gece 3-4 civarıydı, boştu şehrin sokakları. Çöp gözüküyordu buradan ama kedilerden iz yoktu. Saklanmışlardır belki bir bakayım dedi. Yavaşça yürüdü, birden fısıltı sesi duydu. Balık yukarı doğru kaldırmıştı kafasını, ona bakıp:- Gitme orada normal olmayan bir şey var dedi.
Balığın blöf yaptığını düşündü, sonuçta ölmek istemiyordu aklınca. Yürüdü karanlığa doğru. İlk önce gölgeyi gördü. Kedi olabilir dedi, lakin gölge bir kedinin alabileceğinden çok genişti ışık vurmayan yerde.
Ürktü, geriye doğru bir adım attı ve klasik tenekeye çarpmaktan son anda kurtuldu. Oysa fark etmediği şey bir gölge olmadığıydı. Arkasını döndüğünde iriyarı, izbandut gibi birinin karşısında olduğunu gördü. Pardon geçebilir miyim dedi. -Geçemeyeceğini bildiği halde-   Balıktan ses yoktu. Sessizce balığa baktı, korku onunda gözlerindeydi.
Ne yapabilirim dedi. Bu kadar saçma bir şekilde, yalnız mı öleceğim yani diye düşündü. Ne diye dökmedim şunun suyuna da kediye götürmek geldi aklıma. Düşünceleri çoğaldı ve hepsi yaşama dönüştü son anda. Sanki hayalleri varmışçasına yaşama isteği doldu içine. 1.Gölge hareket etti, gelen darbenin rüzgarını hissetti, gözlerini sımsıkı kapatıp hazırlamaya çalıştı kendini. Ne olduysa o an oldu…
Balık elinde değildi artık. Bardakta yoktu. Işık tüm caddesi sarmıştı ki önündeki gölgenin biriyle mücadele ettiğini gördü.
Ne olduklarını anlayamadı. Sadece çok parlaktı kadar parlaktı ki görünüşü gözlerini kapatsa bile yanıyordu gözleri.
Arkasından gelen 2.gölge onu tek darbeyle yıktı yere.
Uyandığında hastanedeydi. Hemşire serumlarını kontrol ediyordu. Gözlerini açtığını görünce doktora haber vermeye gitti.
Kendinden geçti. Birkaç saat sonra uyandığında doktor odadaydı. Kendine gelmesini bekledi sessizce.
Yavaşça yaklaştı. Merhaba, haber verebileceğimiz bir yakınınız var mı dedi ilk soru olarak.
Hayır, anlamında kafasını salladı. Peki, neye uğradığınız hakkında bir fikriniz var mı dedi?
Yine hayır. Nereden bilebilirdi ki zaten. Son hatırladığı şey parlak bir ışıktı.
Doktor ona:Vücudunuzda ciddi yanıklar vardı getirildiğinizde .
-Gecenin bir saatinde, yangın olmadığı uzman görüşüyle kanıtlanmış bir yerden bu şekilde getirildiniz. Durumunuzu bilmenizi istedim. Çok ilginç bir vaka, falan filan. Doktoru dinlemeyi bırakmıştı. Düşündü, hafif dalıyor gibi olmuşken doktorun tok sesi uyandırdı onu.
Gözlerinizin durumu da iyi değildi ancak zamanla iyileşecektir. Eğer devam edebilecekseniz memur beyler size birkaç soru sormak istiyorlar.
Uyumak istiyorum diye mırıldandı, doktor kafasını sallayıp dışarı çıktı.
Uyudu ışıkların arasında. O ışığı gördü rüyasında ve balığı. Nasıl bir bağlantıları vardı, neye bulaşmıştı bilemiyordu. Tek düşünebildiği balığa ne olduğuydu.
Devam edecek.
24.01.2016


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder