4 Ocak 2019 Cuma

Umut


Hava soğuktu, lapa lapa kar yağıyordu şehrin kalabalık sokaklarına.
Elleri cebinde yürüyordu, seslere aldırmıyor sadece yürüyordu, ileriye. Epey bir süre ilerlemesi gerekecekti, bunu çok iyi biliyordu, belki de bitmeyecekti ilerleyişi. İşte oradaydı kırılmış hayallerin yükseldiği o dev gökdelen. Göğe dokunacak kadar yükselmiş bir bina, nasıl mı basit, hayal etmen yeterli. Gerçekleşmeyeceğini bildiğin hayaller, gerçek olmasını dilediğin hayaller, gerçekleştiremediğin hayaller hepsi geride mi kalıyor sanıyordun yoksa, yoo hayır efendim hepsi buraya, bu gökdelene eklenir. Senden önce binlerce, milyonlarca, milyarlarca insan vardı; basit, karmaşık, iyi ya da güzel bir sürü hayali olan insanlar. Hepsi buraya geldi, eklemlendi kırıkları ve yükseldiler göğe. Şimdi sıra sende, bu yolculuğa çıkarken biliyordun bunları ve inanıyorum ki en zoru senin gibi birinin hayalleri. Bir kardan adamın. Erimeden güneşe kavuşmak, hissedebilmek ışığı, yaşamın sıcaklığını canı yanmadan, bir parça bile yok olmadan. Oysa burası hayallerin gerçekleştiği bir dünya değil ve maalesef sen bunları daha öğrenemedin. İşte yürüyorsun, hayallerinin peşinde, geride bıraktığın ıslak izler silinip gidiyor. Senden öncekilerin silinip gittiği gibi dünyanın derin hafızasından. Bıraktığın her adımda yansıyor ayın ışığı, yansıyor duygularının şiddeti. Acın, öfken, yenilmişliğin, kırıkların, neşeye, umuda dair kırıntıların. İçler açısı halinle yürüyorsun, insanlara aldırmadan. Söylesene nasıl bu kadar inançlı olabiliyorsun, nasıl dayanabiliyorsun bunlara, insanlara? Eriyorsun, yok oluyorsun artık vazgeç. En zoru vazgeçmek belki de, her şeyden. Olmayacağını bildiğin bir hayalin peşinden koşmak yerine kabullenmek gerçeği. Karların eriyeceği, yaşama dair düşleyebilecekleri tek şeyin gecenin hükmünün geçtiği ya da güneşin dokunamadığı, ısıtamadığı yerlerde kalabileceklerine dair gerçeği. Kabul etmek istemiyor, gökdelen uzakta farkında ancak onun gücü var, iz bırakabilecek gücü kendinde görüyor, belki biraz daha ilerlerse başarabilir. Umuda derinden bağlanmış, bırakamaz, vazgeçemez artık bu yoldan. Kırılmış hayallerin yükseldiği o gökdelene varması gerek, orada o hayali bulup onarması gerek. Bir kardan adam, insanların arasından geçip gidiyor. Kimse aldırmıyor, kimse görmüyor onu, elinden geldiğince hızlı bir şekilde kayıp gidiyor sokaklardan. Kimsenin varamadığı o gökdelene doğru gidiyor.
İzliyoruz onu beraber, varabilecek mi biz de bilmiyoruz. Kim bilir umut kazanır belki de.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder