Hava soğuktu, lapa lapa kar yağıyordu şehrin kalabalık
sokaklarına.
Elleri cebinde yürüyordu, seslere aldırmıyor sadece yürüyordu,
ileriye. Epey bir süre ilerlemesi gerekecekti, bunu çok iyi biliyordu, belki de
bitmeyecekti ilerleyişi. İşte oradaydı kırılmış hayallerin yükseldiği o dev
gökdelen. Göğe dokunacak kadar yükselmiş bir bina, nasıl mı basit, hayal etmen
yeterli. Gerçekleşmeyeceğini bildiğin hayaller, gerçek olmasını dilediğin
hayaller, gerçekleştiremediğin hayaller hepsi geride mi kalıyor sanıyordun
yoksa, yoo hayır efendim hepsi buraya, bu gökdelene eklenir. Senden önce
binlerce, milyonlarca, milyarlarca insan vardı; basit, karmaşık, iyi ya da
güzel bir sürü hayali olan insanlar. Hepsi buraya geldi, eklemlendi kırıkları
ve yükseldiler göğe. Şimdi sıra sende, bu yolculuğa çıkarken biliyordun bunları
ve inanıyorum ki en zoru senin gibi birinin hayalleri. Bir kardan adamın.
Erimeden güneşe kavuşmak, hissedebilmek ışığı, yaşamın sıcaklığını canı
yanmadan, bir parça bile yok olmadan. Oysa burası hayallerin gerçekleştiği bir
dünya değil ve maalesef sen bunları daha öğrenemedin. İşte yürüyorsun,
hayallerinin peşinde, geride bıraktığın ıslak izler silinip gidiyor. Senden
öncekilerin silinip gittiği gibi dünyanın derin hafızasından. Bıraktığın her
adımda yansıyor ayın ışığı, yansıyor duygularının şiddeti. Acın, öfken,
yenilmişliğin, kırıkların, neşeye, umuda dair kırıntıların. İçler açısı halinle
yürüyorsun, insanlara aldırmadan. Söylesene nasıl bu kadar inançlı
olabiliyorsun, nasıl dayanabiliyorsun bunlara, insanlara? Eriyorsun, yok
oluyorsun artık vazgeç. En zoru vazgeçmek belki de, her şeyden. Olmayacağını
bildiğin bir hayalin peşinden koşmak yerine kabullenmek gerçeği. Karların
eriyeceği, yaşama dair düşleyebilecekleri tek şeyin gecenin hükmünün geçtiği ya
da güneşin dokunamadığı, ısıtamadığı yerlerde kalabileceklerine dair gerçeği.
Kabul etmek istemiyor, gökdelen uzakta farkında ancak onun gücü var, iz
bırakabilecek gücü kendinde görüyor, belki biraz daha ilerlerse başarabilir.
Umuda derinden bağlanmış, bırakamaz, vazgeçemez artık bu yoldan. Kırılmış
hayallerin yükseldiği o gökdelene varması gerek, orada o hayali bulup onarması
gerek. Bir kardan adam, insanların arasından geçip gidiyor. Kimse aldırmıyor,
kimse görmüyor onu, elinden geldiğince hızlı bir şekilde kayıp gidiyor
sokaklardan. Kimsenin varamadığı o gökdelene doğru gidiyor.
İzliyoruz onu beraber, varabilecek mi biz de bilmiyoruz. Kim
bilir umut kazanır belki de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder