29 Ekim 2016 Cumartesi

Yarım

Uzanıyor ellerim
Karşımdaki hayaline
Gözlerim doluyor
Canlandıkça suretin önümde
Ve ilerliyorum sana doğru
Işıklar yakarken gözlerimi
İnsan sesleri dolar kulaklarıma
Bomboş bir zihinle
Geliyorum gökyüzüne
Ve açıyorum gözlerimi
Aynı otobüs
Sessizliği bozan birkaç kişi
Huzursuz
Geleceği düşünmesi
Yağacak yağmuru düşünmek
Yağmurun saçlarına değişini
Getirmek gerçeğime
Ve hayalleri gerçeklere değişmek
Gün bitmişken
Karanlık bir sokakta
Gölgemle konuşarak
Kaybolmak geçmişte
Gelecekte
Yitirmek zamanı
Yağmurda,sokakta
Gözlerinde,hayalde
Her yerde.

11 Ekim 2016 Salı

Ölümcül

Doğuyor günle beraber 
Yaşıyor bir ömrü yarına kadar 
Batarken güneş merakla 
Ayı görünceye dek bitmeyen endişesi
Sinsice çöken uyku 
Ve rüyalarda gördüğü sonsuz günü düşünürken 
Ölüyor. 
Yeni güne doğacak güneş gibi taze 
Bekler uyanmayı ölüm uykusundan 
Tatlı sıcaklığı sarar 
Sabah uykusunun 
Yeniden kalkacak kadar güçlü mü 
Merak 
Kalkıyor güne 
Ölecek yine 
Ölecek durmadan 
Yine de doğacak 
Sonraki günlere 

18 Ağustos 2016 Perşembe

Hayali

Ay.
Sallanıyor yavaşça
Arada bir
Bulutlarla
Saklanıyor arsızca
Gülüşüyle
Gösteriyor yolları
Sana çıkarcasına
Koşuyorum
Her sokak ayrımında
Sesini arıyorum
Dönüyorum etrafımda
Bulamadıkça
Seni

Ay.
Salınıyor hızlıca
Bir sarkaç misali
Akıp gidiyor
Zamanı aşkın
Varıyor bitişine
Gecenin gözlerin
Yaşlar akıyor
Hüzünlü
Bulutlardan
Şarkın çalınıyor
Yıldızların parıltısından
Vuruyor kulaklarıma
Çığlıkları
Yalnızın.

Güneş.
Yakıyor acımasızca
Düşlerimin
Zarif tenini
Yitik mavisinde
Can buluyor
Gözlerim
Gözlerinin.

16 Ağustos 2016 Salı

14 Ağustos 2016 Pazar

Mandalinalar

Otobüse binmişti,acelesi yoktu.İçerisi kalabalıktı,buna rağmen  sessizdi.Sessizliği bozan tek şey arada bir konuşan genç iki çocuktu. İnsanların birbirine değen bakışlarındaki umutsuzluk içini dolduruyordu.
Birbirine yakın oturmuş gibi gözüken oysa birbirlerinden binlerce kilometre uzakta bulunan insanlar.Daha fazla dayanamayacağım dedi içinden  ve duracak düğmesine bastı.
İndikten sonra yavaşça yürüdü.Yakınlardaki parka doğru rüzgarın serin esintisiyle beraber yürüdü.Banka oturdu ve yavaşça çantasını açtı.Dikkatlice göz gezdirdikten sonra çantadaki mandalinayı gördü.Demek ki unutmamıştı.Mandalinayı yavaşça çantadan çıkardı ve özen göstererek soymaya başladı.Bir ara mandalina kabuğunun suyunu sıktı ve su eline yayıldı.Eli mandalina kokuyordu,ne de çok seviyordu bu kokuyu.
Yavaşça esen rüzgara bıraktı kendisini ve etrafını seyre daldı.
Umursamadan göz gezdirdi etrafına; içlerinde farklı bir dünya taşıyan binlerce insan vardı bu küçük şehirde yine de insanlar dışarı belli etmek istemiyordu bir nedenden dolayı.Belki çekiniyorlardı belki de paylaşmak istemiyorlardı.

Hala hatırlıyorum..
Mandalinanın kokusu dolaşırken ciğerlerimde bırakmıştım kendimi bir köşeye her şeyden ve herkesten gizlice.
24.06.14

12 Temmuz 2016 Salı

Gün

Aydınlık-

                 yükselen bir kuş gibi
                               
                                                    açıyor kanatlarını gökyüzünde.

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Balık


Küçük bir fanusa hapsolmuş
Bir balıktım
Dört bir tarafa kaçan
Ama hep başa dönen.

Bir balığım ben
Düşüncelerimin arasında yüzerim
Kirlenir suyum yalnızlığımla
Nefes alamam
Ve
Yok olacağımı sanırım
Sanki hiç varolmamış gibi
İz bırakmadan kaybolacak bir kabarcık gibi.

Sürüklenirim küçük akıntılarla
Dipten dibe olan yolculuğumda
Yüzeye yaklaştıkça düşüncelerim
Berraklaşır yalnızlığım

Kederli bir balığım şimdi
Düşüncelerimi,hayatımı
Ne kadar istemesem de
Tekrarlara mahkum ediyorum

Zaman.
Kirlendikçe değişen
Değiştikçe aynı kalmayı başaran bir su
Benim içimde.

Ve yalnızlık.
O ise bir gözümü kırpmaya çalışmam
Camın ötesini görmeye çalışırken
Bana gülen,kederimi anlayan
Bir insan.

24 Mayıs 2016 Salı

Yok

Uyku-uyanıklık arasındayım
Görüyorum seni
Her şey ama her şey susuyor
Duruyor gözlerim
Senin üzerinde
Kalbim patlayacak gibi atıyor
Ve siliniyor bir rüya kalbimden
Gece  uzun ve soğuktu dün.

Düşünceler kayboluyor
Her şey yitiyor karanlık sokakta
Yürüyen 4 ayak sesi
Çınlıyor kulaklarımda
Yavaşlıyor,yavaşlıyor
Ama duramıyor yaşlar
Çarparken yanaklarıma
Yaşam kısa ve yitik şimdi.

Güneş doğuyor,bir köşeden
Bir ağacın altında ellerime
Değiyor düşüncen
Yok oluyor ellerim
Güneşin karşısında eriyen kar gibi
Yorgunluk sızıyor duvarlardan
Çöküyor her bir parçama
Gün uzun ve anlamsız artık.

Gideceğim uzaklara,
Verilmesi gereken kararları bulmaya
Varoluşun bilinmezliğiyle
Sarıyorum sigaramı
Küllerle beraber süzülüyor hayatım
Dağılmayı bekliyor ilk rüzgarıyla aşkın
Aşk bilinmez ve ben yokum sonsuza dek.
                                                                           

18 Nisan 2016 Pazartesi

STANDART RÜYALAR ALEMİNDE

Geniş bir dairede oturuyorum. Kanepe o kadar rahat ki içinde kaybolabilirim.
İçeriden çaydanlığın fokurdaması duyuluyor. 
Ayağa kalkıp sesin geldiği yöne ilerliyorum.
Onu görüyorum. 
Kapının kenarında ses çıkarmamaya çalışarak onu izliyorum .
Bir yandan çaydanlığın altını kısmaya çalışıyor diğer bir yandan da güzel bir müzik ayarlama çabası içinde.
Yavaşça kafasını kaldırıyor, gülümsüyor bana. Bir şeyler söylüyor bana ama ben çoktan uyanmaya başlamışım.
Kafamı kaldırıyorum ve odamdayım.
Neredeyse her şey aynı yalnızlığıyla duruyor-gecenin sarhoş saatlerinde- .
Ayağa kalkıyorum, dolaba bakıp kendime içecek güzel bir şey seçiyorum. 
Balkona yürüyorum.Tek sandalyeme oturuyorum.
Ay bir taç misali duruyor, yıldızlar ise çevresine saçılmış süsleri andırıyor bana. 
Hava serin, rüzgar arada kulağıma ondan birkaç kelime fısıldıyor.
Her kelime yavaş bir şekilde, zihnime hapsolan düşüncelerime yapışıyor.
Kelimeler büyüyor geceyle.
Ay artık dargın bir şekilde bakıyor bana.
Yıldızlar ise bulutların arkasına saklanarak gösteriyorlar öfkelerini.
Her şey öfke kusuyor bana. Huzurum kaçıyor. İçeriye gitmek istiyorum. Kaçmak istiyorum.
Yorganın altına saklanıyorum. Karanlık huzur veriyor birazcık da olsa.
Uzun sürmüyor.
Düşüncelerime saklanmış nefret saldırıyor bu seferde.
Nefes alışım hızlanıyor, kalbim göğüs kafesimi terk etmek istiyor adeta. 
Açık kapıdan bir ışık süzülüyor içeriye. Sakinleşiyorum ışığın odamı kapladığını gördükçe.
Güneş yavaşça yayılıyor gökyüzüne.
Gecenin bıraktığı izler belirginleşiyor ışıkla.
Çiğ düşmüş çimlere uzanmak, serinliğin her hücreme işlemesini istiyorum.Kapıya koşuyorum ve çimlere yatıyorum.
Güneş yükselişini sürdürüyor. 
Gözlerim yavaşça kapanıyor . 
Çimlerin ıslak kokusu huzur verici.
Gökyüzü mutlu duruyor. 
Dünya hala boktan.

24 Mart 2016 Perşembe

Yaradılış


Güneş doğacaktı.
Ay, yıldızlarla beraber bağırıyordu işte budur güzel olan diye.

22 Şubat 2016 Pazartesi

Hayal

Hayallerimiz.
Çoğunlukla gerçekleştirmek istediklerimiz.
Peki ne kadarını gerçekleştiriyoruz?Klasik bir rehber öğretmeni-hayat koçu konuşması gibi oldu bu.
Hayallerimiz çoğunlukla arzuladığımız ancak arzu olarak kalmasını istediklerimiz gibi geliyor bana.
Boş zamanlarımızı dolduracak ,içimizi açıp kendimizi uyduruk teselliler ile avutacağımız  zamanlar .
Uzak dursun onlar şöyle bir kenara mümkünse açılmayacak,unutulacak sandıklara atalım.
Benim yaşantım benim için hayal kırıklığı gibi.Bir sürü şey isteyip hiçbirini yapmadım ve yolumu kaybettim. Biraz mutluyum ama biraz o da ne istediğimi bilmemek benim karar vermemi kolaylaştırıyor diye. Çevremi tanımak ise hayal kırıklığını tepeme kakıyor bayağı .
Hayaller ve ben:
Sanırım en son gerçekleştirdiğim hayalim "Düşünceyi Yok Etmek".
Yani düşünmemek,düşüncesizliğe ulaşmak. Garip,mantıksız bir hayal şu an. O zamanlar çok mantıklıydı. Ulaşınca ne oldu mu? Baktım.Sadece baktım, bomboş gözlerle çevreme baktım saatlerce.Otobüste,evde,bir tek gökyüzüne bakarken düşündüm.
O da yıldızları ve geceyi sevdiğime dair bir düşünceydi.
Çok sapmak istemiyorum konudan ya. Hayal diyordum. Benim son hayalim buydu. Ailemin aksine benim meslek,çalışmak,aile gibi hayallerim yok.
 Benim gibi biri "iyimser" olsa iyi yaşar,aile kurar belki, çalışır önceden yaptığı gibi ama yok "karamsar" olsa çalışır belki,aileye dokunmaz bilemem.
"Gerçekçi" olsa çoktan giderdi.Cesareti yok,belki hiç olmayacak.
"Hayalci" olsa umut ederdi.Birilerinin onu anlayacağını.
"İnsan"olsa belki üzülürdü şu anki gibi.Gözleri dolardı normal bir aile anında.
Hepsi olup,hiçbirine gidememek yani.
--Biz hayal gibiyiz.Dur olmadı bu. Siz kimsiniz ki?-- 
Ben hayal gibiyim işte.Öyle havalı,güzel olmayanlardanım yine de bilinemeyenim kendimce.Siz ne düşünürsünüz bilemem bu konuda.Bilmemim de bir imkanı olmayacak sanırım.
Okuyup,hayatınıza dönün haydi.
Hayal kurun,güzel hayaller.
Denizin üzerinden güneşin batışını izleyin Ege'de.Bir tepede.
Hayal gibi bir yerde.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Merhaba

Ne yapıyorsun
Sıkılıyor musun
Ben sıkılıyorum,dışarı çıkamıyorum yani bırak da sıkılayım.
Neyse niye okuyorsun ya da niye okumuyorsun bunları sormayacağım .Cevaplanmayacak sorular mezarlığına gitsin onlar.
Diğerleri gibi.
Sıktım mı :)
Konuya dönelim. Ben sıkıldım dedim. Sen sıkılma lütfen benden.
Benim tek isteğim ve tek korkum o .
Gece uzun ya. Uykum yok,gözüm kapanmıyor zaten .
Tek gözüm açık uyuyorum ,duvarlarıma çiziyorum seni usulca.
Gün ışığı çok yardım ediyor sağolsun.
O ilk ışıklar hep umutlandırır beni.
Güne iyi başlamamı emreder gizliden gizliye.
Hasta olmam normal biraz
Aranıyorum bir bakıma
Rüzgarlı günlerde koşmalar, yağmurda tişörtle çıkmalar
Sonra yüzüm yok
Yüzümün yarısı gitmiş seninle beraber.
Kapanmıyor orası şimdilik.
Ben örtüyorum anılarla üstünü.
Uyuyorum rüyalarımda bile.
Gün doğuyor ve bir saate batıyor gerçeğimde
Sarkaçları bozuk
Bir duvar saati gibi
Gitmeye çalışıyorum
Döneceğimi bildiğim yerlere.
Sessizlik.
Güne başlıyorsun sen,benim günüm yeni bitti.
Ben umutsuzum biraz bu aralar.
İnsanlara kendimi göstermeye çalışıyorum
İlgi çekmek için değil
Öyle bir amacımız olamaz
Ölürüz biz öyle olursa.
İçimiz çürür.
Tanımak istemek,yeniden bu istekle doldum.
Daha fazla görmek,daha iyi olmak
Daha fazla bilmek değil o gereksiz.
Ben iyi bir insan mıyım bilmiyorum.
Gerek de yok bilmeme. Bu soru da cehenneme lütfen.
Alalım bunu da.
Sonuç olarak :
Evde çok durmak hoş değil.Bak dışarıya oksijen dolu mis.
-Nasıl iğrenç bir son yaptıysam uykum kaçtı :( -
Gerçek sonuç ise ne olabilir ki?
Tedaviyi yöneten ilaçlar değil hastanın psikolojisidir mi
Ben iyileşmiyorum bunlarla ondan bunu düşündüm.
Yorum olarak atın diyeceğim yorum yazmayan adamlara .
Sonuç olmasa da olur demeli miyiz,olabilir .

19 Ocak 2016 Salı

Git

Yüzümün yarısı buharlaşmış,
Düşünceler sızıyor odama.
Boğuluyorum düşlerimde,gerçeğimde
-Bir gece vakti
Sızıyorum anılarımda-

Bugün karşımda
Gelecek geride kalmış
Geçmiş her daim yanımda
Bilemiyorum gideceğim yönü
Sürükleniyorum zamanda

Tek değişen günler oluyor
Ben hep aynı çirkin adamım aynalarımda
Korkak ,uzak bir adam
Kendine,dünyaya.

Kötü hafızama sığdırabildiğim 
Birkaç isimde gizliydi belki de gerçek
Belki de hepsi bir rüyaydı.
Yorgun aklımın oynadığı 
Acımasız bir oyundu gerçek
Korkakça,aptalca bir oyun.
Bana yakıştığı ölçüde.

Eşi bulunmaz kaygılar cehennemi
Beni bekliyordu her seferinde
Korkmak, yine korkmak
Korkup kalmak gecede
Sabahı görmemek,görememek.

Anlamsız bir yaşamın
İçinde kalan kırpıntılar.
Çırpınışlar,yakarışlar
Ne için,kimin için
Uykularımı yolladıklarım mı
Uykusunu çaldıklarım mı
Sessiz yine.
Ben bozuyorum huzuru,geceyi
Yaşamın ta kendisini.

Kaybolmak bir gece
Dönmemek geri
Bu mudur aradığım
Ne umuyorsun yine aptal
Güneşi olmayacak bir alacakaranlıksın sen
Yıldızlara tapacaksın onca zaman
Ulaşamayacağını bile bile.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Sarhoş

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda,
Sarhoş ediyor insanı,sarhoş.
                                           Orhan Veli
Ağır
İnsanlar ağır
İş,güç ile dolup taşıyor vücutları
Sevgi varken, aşk varken
Ve her kelimeye siniyor 
Üzerimize atlıyor
Gökyüzüne uçmamızı engelliyor
Oysa biz bulutların çocuklarıyız
Tüy kadar hafiftir içimizde sevda...

Bebek
Gözlerimin içine saklanmış
İki küçük bebek
Seni görüp susan
Senden sonra kaybolan
İki tatlı bebek
Ve gözlerimde
Unutuldu o iki bebek
Yıldızlarla beraber kayboldular
Sis çöktü gözlerime
Evren ağladı kaybolan iki bebeğine
Ben,ben ise baktım
Günlerinin gidişine,zamanın yok oluşuna
Baktığım gibi
Sessiz,hüzünlü, dolu.

Sarhoş
Gece güzel giyinmişti 
Sadık sevgilisi için
Kuşanmıştı yıldızlarını 
Sardı,sarmaladı onu sokaklar
Ve güneş doğmadı,doğamadı
Bir nefes,iki nefes
Yaktı sigarasını evren
Sardı dumanı dünyayı.

8 Ocak 2016 Cuma

Ay Parçası

Ay Parçası
Gökkuşağını sarmış vücudu
Dünyamı sarmış kelimeleri
Aydınlığa boğmuş beni,
Yaşadığım karanlık esareti

Sesi bir bülbül misali
Ahenkle dans eder her nefeste
Ve ben dinlerim
Duyabileceğim en güzeli.

Göz alan,kalp çalan bir melek
Her bakışında beni yok eden,
Yok ettiğini tekrar var eden,
Canlandıran içimdeki yaşamı.

Dünyama düşen bir ay parçası
Eşsiz, unutulmaz
Rüzgara esecek
Bana yaşayacak gücü veren...

1 Ocak 2016 Cuma

Sohbet

Gün soğuk, insanlar meşgul.
Yürüdüm sokaklarda eve gideceğimi düşünmemeye çalışarak.
Zaman ayak uydurdu gündüzlerime.
Rüyama atladık beraber,oturduk zihnimin temiz bir köşesine, seyre daldık beni.
Çok konuşuyordum, dışarıda kullanamadığım kelimelerim buradaydı.
Sustuğum anlar, çekindiğim anlar hepsi yan yanaydı.
Bağırıyordum ölümü karşımdakinin yüzüne. Zihnimin derinlerine kaçmış bir düşünceydi ölüm.
Çıkarıp atılması imkansızdı benim için.
Yaşama sebebimi göremiyordum doğru dürüst yani niye yaşıyordum bilemiyordum.
Kişiliğimi düşünüyordum her boş anımda. Aklımda ideal insanı oluşturmaya çalışıyordum ama yapamıyordum .
İdeal insan nedir sizce?
Cevap verin lütfen. O boşlukta durduğum anlarda bir ses ararım .Ah! Bir ses için nelerimi vermezdim. Konuşmaz kimse ,gözleri yaşlı annesini arayan bir çocuk gibi kalırım.
Dünya kaybolur iki adımlık mesafede ,insanlar umurumda olmaz,olamaz.
Çünkü düşünce büyür, zihnime yayılır beni ve beni yaratan her şeyi temelinden kemirir.
Burada aklıma düşünce nedir gelir.
Neden düşünürüz ,neden bazı insanlar çok düşünür?
Bu yaşamındaki mutsuzluktan mı gelir yoksa eksikliğini duyduğu şeylere ulaşamayacağını bilmesinden mi? Ses? Yine yok.
Düşünceler birbirlerini kovalar sonu bitmez kış gecelerinde.
Eksiğim ,pişmanım,yarım kalmışlığım çok, yarım bırakmışlığım ise haddinden fazla.
Yaşadığım yıllar bana acımasız mı davrandı bilemem .Böyle bir bahaneye de sığınamam zaten.Hayat kafasına göre yollara saptırıyor bizi. Belki iyi biten belki kötü biten karşılaşmalar hazırlıyor bize.Bana gelince; ben iğrenç bir insanım.Bir erdemim yok,iyi yaptığım bir şey yok.
Kendime duyduğum nefret artıyor her gün. Sevemiyorum kendimi,içinde bulunduğum vücudu,kişiliğimi.Her parçamdan ayrı ayrı nefret ediyorum ki bu benim gitmeye duyduğum isteği kamçılıyor.
Kimse bilmez. Dışarıya güzel gelen şeyin içeride etkisini.
Kimse sormaz.Dışarıda iyi biri olarak gördüğü insanın içinde neler barındırdığını.
Kimse merak etmez.Dışarıdaki insanın her kelimesinde saklı olan gerçekleri.
Ben eksiklerimi görüyorum ama bunlar bana yıllar önce dost olmuş sonradan yabancılaşmış kavramlar olarak geliyor.
Kabul edemiyorum ,kendimi ikna edemiyorum .
Kabul edemeyince inkar geliyor doğal olarak. Kendime duyduğum nefret geliyor yanımıza . Bana bakıyor o koyu gözlerle. Ben ise ağlıyorum acılarıma ,gecelerime ,yalnızlığıma.
Gece bitiyor ve biz kalkıyoruz . Uyanma vakti gelmiş ama gözlerim çok ağır.
Düşüncelerim,hüznüm çökmüş üzerlerine. Ve günaydın diyor gözlerinde dünyayı ağırlamış biri.
Gözlerindeki ışık güç veriyor bizim karanlık fedaisine. Gün soğuk,insanlar aynı işte.