Sokaktan geçen uzun biri miyim yoksa iyi kalpli beyefendi biri miyim ve daha niceleri.Bunlar cevaplanması gereken sorular.Fakat sorular yanıtsız kalacak çünkü beni tanımlamak biraz zor eğer beni çok iyi tanımıyorsan.
Yine de beni gerçekten tanıman için beni az da olsa sevmen lazım çünkü ben sadece beni seven birisine karşı dürüst olurum. Tüm gerçeklerimi açabilirim o kişiye.
Diğerleri sadece kendi işine yarayacak kadar tanımakla meşguller ki bu onların hem kaybı hem de ileride gerçekten canlarını yakabilecek bir şey.
Neyse konudan sapmayalım. Ben yolda yürürken dans eden biriyim. İçimden geleni esirgememeyi öğrendim biraz acı olsa da sonuçta öğrendim. Kitap okumak,tiyatro ve sinema bunlar bana yaşadığımı hissettiren şeyler.
O hissi hepiniz tatmışsınızdır ya sevgilinizle el ele gezerken ya da başka bir şekilde önemli olan tatmanız.
Ben hafif takıntılıyımdır. Bazen konulara öyle takılırım ki konu bitse de bitmese de fark etmez, önemli olan o an benim için yarattığı sorunu çözmektir. Bazen faydasını bazen zararını görüyorum bu huyumun.
Aile, açıkçası ne çok bağlı kalabildiğim bir şey ne de tamamen kaçabileceğim bir şey.
O kadar derinden bağlıyız ki birbirimize.Her zaman yanımdalar fikir olarak bazen karşıt taraflarda olsak bile. Aile önemli ve benim gerçekten aileden sayabileceğim dostlarım var ki bu benim dengesiz yaşantımın merkezinde duruyor. İyi ki varlar,umarım kalırlar da.
Sevmek, biraz yabancı bir kelime bu bana. Mutluluk gibi. Gerçekten gülmek. Yeni yeni tanımaya özen gösterdiğim şeyler. Her zaman yeni bir şey keşfederken hafif çekimser olurum elimde değil. Bilemem ne yapacağımı belki de bundan kaybetmişimdir birilerini .Ama üzülecek değilim daha doğrusu yavaş yavaş geride bırakmaya çalışıyorum. İnsan üzülmeye zaman ayırmalı ancak bunu her zaman yapmamalı ayrıca. Benim belli zamanlarım var .Geçmişe yolculuk yapıyorum hafiften. Karanlığın ortasında duruyorum zaten aklımdan atamadıklarım geçiyor karşıma. Ay ışığında konuşmalar yaşıyorum kendimle,geçmişimle. Bazen cidden üzülüyorum onlarsız geçen anlarıma ama o da bir yere kadar. Sınıra ulaştığım an her şey normale dönüyor hafiften. Zaman kaybetmeden kaçıyorum köşeye sinmiş odama ve gömülüyorum kitaplarıma, kendi dünyama.
Biraz da sağlık lazım tabii. En nefret ettiğim hastalık ve en fazla yakalandığım hastalık olan grip. Pek sağlıklı bir insan olduğum söylenemez.Küçükken astıma ramak kala kurtarılmam, tehlikeli arı alerjim,kırık burnum,bahsetmek istemediğim bir tane daha var. Yanlış anlamayın sadece yüz yüze bir şekilde söyleyebilirim bunu . Hastaneye yakınım bayağı belki de bundan doktor olmak istiyordum küçükken,artık ne istediğimi bile bilemeyecek durumdayım. Sadece yaşamakla yetiniyorum bu aralar anlayacağınız.
Ve duygular...
Duygusal anlarda bazen gerçek beni ortaya çıkar. Bazense sadece kaçasım gelir her şeyden.
Duygular benim en zayıf noktam diyebilirim yine de gerektiğinde onlardan soyutlayabilirim kendimi ama o zaman da kendim olamam işte. Anlayacağınız ben bile kendimi tanımakta zorluk çekebiliyorum zaman zaman.
Her şeye rağmen ne olursa olsun içeride olacağına dışarıda olsun.İçimde kalacağına gün yüzüne çıksın.Eğer içeride bırakırsan ileride yapmadığın için pişman olacaksın, dışarı vurursan bile bence yaptığına değecek.Şu an tek düşünebildiğim bu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder