Ay.
Sallanıyor yavaşça
Arada bir
Bulutlarla
Saklanıyor arsızca
Gülüşüyle
Gösteriyor yolları
Sana çıkarcasına
Koşuyorum
Her sokak ayrımında
Sesini arıyorum
Dönüyorum etrafımda
Bulamadıkça
Seni
Ay.
Salınıyor hızlıca
Bir sarkaç misali
Akıp gidiyor
Zamanı aşkın
Varıyor bitişine
Gecenin gözlerin
Yaşlar akıyor
Hüzünlü
Bulutlardan
Şarkın çalınıyor
Yıldızların parıltısından
Vuruyor kulaklarıma
Çığlıkları
Yalnızın.
Güneş.
Yakıyor acımasızca
Düşlerimin
Zarif tenini
Yitik mavisinde
Can buluyor
Gözlerim
Gözlerinin.
18 Ağustos 2016 Perşembe
16 Ağustos 2016 Salı
Fantastiş
Sessiz.
Eve girdiği her seferinde içindeki umut kırılıyordu.
14 Ağustos 2016 Pazar
Mandalinalar
Otobüse binmişti,acelesi yoktu.İçerisi kalabalıktı,buna rağmen sessizdi.Sessizliği bozan tek şey arada bir konuşan genç iki çocuktu. İnsanların birbirine değen bakışlarındaki umutsuzluk içini dolduruyordu.
Birbirine yakın oturmuş gibi gözüken oysa birbirlerinden binlerce kilometre uzakta bulunan insanlar.Daha fazla dayanamayacağım dedi içinden ve duracak düğmesine bastı.
İndikten sonra yavaşça yürüdü.Yakınlardaki parka doğru rüzgarın serin esintisiyle beraber yürüdü.Banka oturdu ve yavaşça çantasını açtı.Dikkatlice göz gezdirdikten sonra çantadaki mandalinayı gördü.Demek ki unutmamıştı.Mandalinayı yavaşça çantadan çıkardı ve özen göstererek soymaya başladı.Bir ara mandalina kabuğunun suyunu sıktı ve su eline yayıldı.Eli mandalina kokuyordu,ne de çok seviyordu bu kokuyu.
Yavaşça esen rüzgara bıraktı kendisini ve etrafını seyre daldı.
Umursamadan göz gezdirdi etrafına; içlerinde farklı bir dünya taşıyan binlerce insan vardı bu küçük şehirde yine de insanlar dışarı belli etmek istemiyordu bir nedenden dolayı.Belki çekiniyorlardı belki de paylaşmak istemiyorlardı.
Hala hatırlıyorum..
Mandalinanın kokusu dolaşırken ciğerlerimde bırakmıştım kendimi bir köşeye her şeyden ve herkesten gizlice.
24.06.14
Birbirine yakın oturmuş gibi gözüken oysa birbirlerinden binlerce kilometre uzakta bulunan insanlar.Daha fazla dayanamayacağım dedi içinden ve duracak düğmesine bastı.
İndikten sonra yavaşça yürüdü.Yakınlardaki parka doğru rüzgarın serin esintisiyle beraber yürüdü.Banka oturdu ve yavaşça çantasını açtı.Dikkatlice göz gezdirdikten sonra çantadaki mandalinayı gördü.Demek ki unutmamıştı.Mandalinayı yavaşça çantadan çıkardı ve özen göstererek soymaya başladı.Bir ara mandalina kabuğunun suyunu sıktı ve su eline yayıldı.Eli mandalina kokuyordu,ne de çok seviyordu bu kokuyu.
Yavaşça esen rüzgara bıraktı kendisini ve etrafını seyre daldı.
Umursamadan göz gezdirdi etrafına; içlerinde farklı bir dünya taşıyan binlerce insan vardı bu küçük şehirde yine de insanlar dışarı belli etmek istemiyordu bir nedenden dolayı.Belki çekiniyorlardı belki de paylaşmak istemiyorlardı.
Hala hatırlıyorum..
Mandalinanın kokusu dolaşırken ciğerlerimde bırakmıştım kendimi bir köşeye her şeyden ve herkesten gizlice.
24.06.14
Kaydol:
Yorumlar (Atom)